İnsanın kalbini güneşe, kalbinden beslenen sevgisini, ışığa, aydınlığa, gündüze benzetiyorum. Ve insanın içinde bir yerlerde şeytan vardır. Nefretin beslendiği. Nefreti karanlığa, geceye benzetiyorum. Işığın söndüğü yerde karanlık doğduğu gibi, sevginin yerini de nefret alabilir. Gafil olduğun yerde, sevmeyi bıraktığında o şeytan galip gelir. İnce bir çizginin üzerinde yürüyormuş gibi yaşar.
İncindiğinde, kalbin kırıldığında, ruhun paramparça edildiğinde şeytan gelir kulağına: “Nefret et, rahat et”, diye fısıldar. Rahat hissedeceğini söyler. Ve sahiden de rahat edersin nefret etmeye başlarsan. Çünkü sevmek, sevmeye devam etmek, yürek ister. Kocaman bir yürek. Ancak yüksek ruha sahip insanlar, acı çekse de, hatta sevgisine ihanet edilse de, her şeye rağmen sevmeye devam edebilir. Nefret kolaydır.
Nefret etmekten nefret eden bu insanlar bu dünyada ancak üzülür. Üzülmemek için ne yapmak gerek. Belki de sislerini öldürmek. Nefretini de, sevgini de, kalbini de.
İncindiğinde, kalbin kırıldığında, ruhun paramparça edildiğinde şeytan gelir kulağına: “Nefret et, rahat et”, diye fısıldar. Rahat hissedeceğini söyler. Ve sahiden de rahat edersin nefret etmeye başlarsan. Çünkü sevmek, sevmeye devam etmek, yürek ister. Kocaman bir yürek. Ancak yüksek ruha sahip insanlar, acı çekse de, hatta sevgisine ihanet edilse de, her şeye rağmen sevmeye devam edebilir. Nefret kolaydır.
Nefret etmekten nefret eden bu insanlar bu dünyada ancak üzülür. Üzülmemek için ne yapmak gerek. Belki de sislerini öldürmek. Nefretini de, sevgini de, kalbini de.